12 Kasım 2009 Perşembe

Sinekoloji Film Festivali


2009 yılı sinekoloji film festivalinin teması toplumsal mücadeleler.

Gıda krizi, genetiği değiştirilmiş organizmalar, kuraklık, çölleşme, her gün giderek artan salgın hastalıklar hem ruh hem de beden sağlımızı yok ediyor.Sinekoloji 2009 bu kapsamda toplumsal mücadelelere odaklanıyor.
Ayrıntılar için;

http://www.sinekoloji.org/
http://www.facebook.com/home.php#/group.php?gid=11656883307&ref=ts

10 Kasım 2009 Salı

Yuvarlak Masa 2


Mevsimin son sıcağının yaşandığı bir sonbahar günü, yine HUSİNEMA , yine Bilim ve Sanat'ta toplandık. Hava güzek , çay-kahve güzel , sohbet güzel.. Değil hayır! Bütün abuk sabuk fotoğraflarım ortaya döküldü. Tanrım! Evden alelacele çıktığım için telefonumu yanıma almadığımı farkettim. Ya aramak için "şimdi"yi seçerse? Beni bulamazsa ve aklına başka şeyler gelirse?
Oturduğumuz yere neden polis geldi peki? Aklımdan bu geçerken beynimin %1 'lik kısmı küçük nedenler bulmaya başladı. Bu kısım, çok önemsiz küçük olayları büyütüp korkunçlaştırırdı."Belki de aramızda kaçak bir uzaylı vardır" dedi o kısım. Sonra polisler gitti ve muhabbet devam etti. Biliyorum yine çıkmayacak ! Bu sahtekar doktor tam 5 aydır oyalayıp duruyor beni!!! 5 aydır "bir sonraki randevumuzda çıkarıyoruz telleri" diyor ve bugün keyifle otururken verdiği randevu saati yüzünden huzursuzum.Hem de amacına ulaşamayacak bir randevu. Sonsuza kadar tellerle yaşama fikrine alışıyorum... Mervecim tellerle yaşamaya alışsan iyi olacak. Bu gidişle son nefesini de o tellerle vererek ruhunu teslim edeceksin. Bu arada dün hamburger yedim çok pişmanım.Dün en sevdiğim doğumgünü hediyelerimden, 1969 Dodge Charger arabamın kapısını kırdım. Canım çok sıkılmıştı. Sonrasında o arabayı bana hediye eden arkadaşım aradı tesadüfen. Üzüntümü paylaştı sağolsun. Ve birden havalanmaya başladı araba. Babasının yavaş gitmesini haykırıyordu ama araba göklerde süzülmeye başlamıştı bile. Hızla alçalarak düştü okyanusa. Güneş ışığına doğru yüzdüm. Karşımda kocaman bir korsan gemisi vardı. Yukarı tırmandım. İçeride büyük deniz yıldızları, korsanlar , insanlar ve japonlar vardı. Ve japonlar kılıçlarını çok iyi kullanıyordu. Kaçamadım. Enselendim. Diş oyuklarıma kurtçuklar hapsettiler. Galiba iç organlarıma kadar indi bir kısmı. Tereddüt etmeden harakiriler yaptım. Ama usulünü bilmediğimden beni ırklarına almadılar. Napalım, ben de deniz fenerlerinden aşağılara sarkarken horoz şekerlerimi emerim! Çalan telefona aktım. Mesaj gelmişti. Gossip Girl? S ve D mi? Bunlar da kim?! Kafam güzel olmaya başladı sanırım. Midem bulanıyor. Yan masadaki çocuğun üzerine kusmak istiyorum. Belki tanışma bahanesi olur. Hakkaten kafam güzel dünya bana güzel.
Dün akşam üstü duvarkenarında arkadaşlarla sohbet ederken, arka bahçede bulunan ağaçların arasından güneş yüzünü gösterdi. Zaman ilerledikçe güneş ışığının etkisini, kaybetmesi gerekirken üzerimize düşen ışık herkesi rahatsız ediyordu. İnsanlar birden kıpırdanmaya ve rahatsızlıklarını dile getirmeye başlamıştı. Yer değiştirmek ve bulunduğumuz yerden uzaklaşmak istiyorlardı. Bense hiçbir şey hissetmiyordum. Bu durumdan rahatsız olmaya başlamıştım. Ne yapmam gerektiğini düşünmek için kendimle başbaşa kalmaya karar verdim ve oradan uzaklaşıp bir sigara yaktım. Bulunduğum yer ağaçların arasında bir yerdi. Uzun bir süre düşündükten sonra sigaramı söndürdüm e tam o sıra üzerime güneş ışığı düştüğünü hissettim ve bu sefer onu hissediyordum. O an anladım ki , hissiyatsızlığımın tüm nedeni kafamdaki bulutlarmış. Bulutlar ışığı engelleyen bulutlar... Sigara tüm bulutları dağıtmıştı.
Mükemmel bir alkol akşamının ardından beni yataktan kalkmaya ancak HÜSİNEMA ikna edebilirdi ki etti! Herkse burada yine. Herkes konuşuyor. Eylül'ün ve Burak'ın sesini duyamıyoruz. Onlar bizi dışladı. Önemli değil. Biz kendimize yeteriz. Hıh!
Uyanamadım. Geç kaldım her zamanki gibi. Hüfottan Hüsinema'ya hızlı bir geçiş yaptım. Ve buradayım... Bu masaya baktığımda ; freedom + beauty + reality + love = bohem. freedom + beauté + realité + amour = la bohemé.(Charles Aznavour -> la bohéme bence dinlemelisiniz)
Yazmayalı çok olmuş. acilen kalkmam gerekiyor kısa kesicem, çok vaktinizi almayacağım. Güzel bir gün oldu, toplandık , kaynaştık. Teşekkürler Hüsinema.
bugün ben de buradaydım. Nefes aldım tanımadğım insanların gözlerinde. Sessizlik barındıran çığlıklarla yaslandım arkama, durdum , sustum , güldüm Sanatla randevum vardı bugün doğru sanat, sanattayım bugün sanatlayım. Bilim de katılınca aramıza tadından yenmeyen bir lezzet oluşumuna şahitlik ettim.
Dediler ki bu yazılar blog'da çıkacakmış. Bari güzel bir şeyler yazalım. Bugün hayatımda bir ilk yaşadım. Polis geldi ve kimlikleri istedi. Hoş bir anı oldu benim için. Benim için çok güzel bir gündü.
Sevgili günlük; bugün bir toplantı vardı. Çok da güzeldi. İnsanların birbirlerinkiyle çarpışan karmaşaları ortada zehir mavisi bir alev oluşturuyor. Birbirimize rüyalarımızdan derlediğimiz umut dolu öyküler anlatıyoruz. Loş ortamın durgunluğu hareketli sohbetlerle öldürülüyor. Bir trene binmiş gibiyiz. Yeşil koltuklarımız müzikle tıngırdıyor. Tablolardan bakıyoruz sisli havaya. Akşam oldu. Gideceğimiz yer... Gideceğiz...
Şu hayatta neyi seviyorsam ya şişmanlatıyor ya da ahlak dışı. Tam bir sonbahar günü aslında biraz kahve biraz konyak biraz film.. Battaniye altında sığamayacak kadar kalabalığız sanırım herkes cep şisesi ile gelsin bu durumda. Az önce ritm tutarak şarkı söyledik. Bugün kesinlikle keyifli bir gün...
Ekstrem spor , yemek , doğa sohbetleri dönüyor şu an oturduğum tarafta. Doğaya çıkalım , çimlerde yatalım, dağda bayırda gezelim. Bunları yaparken film de izleyelim. Sinemayı da her şeyin içinde sokalım. Burası kalabalıkken herkesin kafası yeni isimlerle karışmışken ben geç gelip beş kişinin adını öğrendim, rahatım. Ehe mehe.
Az önce arkadaşım aradı ve kaza yaptığı motorunun tamirden çıktığını söyledi ve malesef kalktığımız için yazımı bitiremiyorum, aklımda olan tek şey yarın sabah 6'da kalkacağım.

9 Kasım 2009 Pazartesi

Seminer Duyurusu !


Kısa Film Seminer ve Atölye Çalışmamız Başlıyor....

Arkadaşlar 'Kısa Film Senaryo ve Atölye Çalışmamız' Başlıyor.Seminer; Senaryo, Kamera kullanımı, Montaj konularını kapsayacak ve sonunda hazırlanan kısa film projelerinden şeçilen bir kaç proje Hacettepe Üniversitesi Sinema ve Video Topluluğu desteği ile çekilecektir. Seminer programı 5 hafta sürecektir.Filmlerin çekimi için çalışmalar 5 haftadan sonra devam edecektir.

Tarih: 15 Kasım 2009
Saat : 15:00 - 18:00
Mekan:Merkez Kampüs
Sıhhiye
Tıp fakültesinin arkasında ögrenci kafeteryası üstündeki 4. derslik(sağlık cafe'nin oldugu yer)
Ücret: 30 lira

Katılmak isteyen arkadaşlar Naci Özer Hocamıza ulaşıp isimlerini yazdırabilirler.

Not:Kontenjan 20 kişi ile sınırlıdır.

Naci Özer: 0532 462 07 17
--
E-Posta : husinema@gmail.com
Blog : husinema.blogspot.com
Facebook : http://www.facebook.com/home.php?#/group.php?gid=5654473263&ref=ts

12 Kasım 2009 Film Gösterimi


Bu hafta bir David Lynch filmiyle devam ediyoruz arkadaşlar.

Ustanın belki de en anlaşılabilir ve en içine girilebilir filmi olan Fil Adam, son derece duygusal yapısı ve muhteşem oyunculuklarıyla harika bir film.

8 dalda Oscar adayı bu filmi kaçırmamanızı diliyorum...

Film hakkında ayrıntılı bilgi için:

- http://www.imdb.com/title/tt0080678/

- http://beyazperde.mynet.com/film/2335/

adreslerine bakabilirsiniz.

Tarih: 12 Kasım 2009 Perşembe, 18:25
Yer: Tenedos Cafe

8 Kasım 2009 Pazar

yeni sezon / 70 filmle

Türk sinemasının üretken döneminin, rekorlar kırarak sürüyor olması, umarım salon / gösterim sıkıntısını beraberinde getirmez.Şimdiden yirmidokuz film vizyona hazır durumda.Bir o kadar da, hazır olmak üzere.Bu sayı hafta da en az iki yerli film gösterimi demek ki, kendi adıma Beş Şehir'le Onur Ünlü'yü, Acı ve Sonsuz'la Cemal Şan'ı ıskalamak istemiyorum.İnternete düşen fragmanlardan, dört tanesi aşağıda.








4 Kasım 2009 Çarşamba

05112009

Bir hafta aradan sonra, önemli kısa filmlerle devam ediyoruz arkadaşlar...

Bill Plympton' ın oscar adaylı kısası; "Your Face" (1987). Hiroşima Sevgilim, Geçen Yıl Marienbad' da gibi filmlerin yönetmeni Alain Resnais' in tarihteki en önemli sinema belgesellerinden biri kabul edilen filmi; "Night and Fog" (1955) ve gene Pixar' dan son derece şirin bir animasyon; "Jack-Jack Attack" (2005) ile karşınızda olacağız...

Filmler hakkında ayrıntılı bilgi için:

"Night and Fog" (1955)
- http://www.imdb.com/title/tt0048434/

"Your Face" (1987)
- http://www.imdb.com/title/tt0094364/

"Jack-Jack Attack" (2005)
- http://www.imdb.com/title/tt0455565/

adreslerine bakabilirsiniz...

Hepinizi bekliyoruz...

2 Kasım 2009 Pazartesi

Switch

Supinfocom öğrencileri Jean-Julien Pous ve Pierre Prinzbach’in bitirme projesi. Ayrıntılar burada.


Switch from jayjayp on Vimeo.